|
|
 |
| Muğla Üniversitesi 15.
Akademik Yılı Açtı |
Seçkin bir davetli topluluğu ve tüm öğretim üyelerinin katıldığı
Muğla Üniversitesi "Akademik Yılın" açılış töreninde konuşan Muğla
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.Şener Oktik Muğla Üniversitesi'nin her
geçen gün eğitim kalitesinin arttırdığını ve uluslarası alanda saygınlık
kazanarak büyüdüğünü söyledi.
Prof. Dr. Şener Oktik'in ülke geneline önemli mesajlar verdiği açılış
konuşmasının tam metnini aşağıda yayınlıyoruz.
Sayın
Valim,
Değerli Konuklar,
Sevgili Çalışma Arkadaşlarım,
Sevgili Öğrencilerimiz ve
Medyamızın Değerli Temsilcileri,
On beşinci Akademik Yılımızın Açılış Töreni'nin bütün duygularını
bizlerle paylaşmak için aramıza katılmanızın verdiği gücü vurgulayarak
başlamak istiyorum. Hoş geldiniz, güç getirdiniz, sağ olun, var olun.
Üniversite çağında 19-22 yaş gurubu genç nüfusumuz 5.5 milyonun
üstündedir. Bu yaş grubundaki 1.5 milyonu aşan gencimiz örgün öğretimde
ve 900 bin civarında gencimiz açık öğretimde kayıtlıdır. Özetle,
üniversite çağındaki gençlerimizden sadece 2.5 milyonu yükseköğrenim
görebilmektedir . Bu yıl Öğrenci Seçme Sınavında sınavı geçerli sayılan
1.615.534 gencimizden ancak %27'si yani 636.527'si bir yükseköğretim
kurumuna kayıt yaptırabilmiştir. Bu öğrencilerden 191.563'ü açık
öğretime ve 444.964'ü örgün öğretim ön lisans ve lisans programlarına
kaydolmuştur.
Bu yıl Muğla Üniversitesine katılan öğrencilerimizi, üniversiteye girme
yarışında %27 içinde yer almış olmalarının yanı sıra, Üniversitemizi
seçmelerinden dolayı Üniversitemiz çalışanları ve Muğlalılar adına
kutlarım. Ülkemizin ve belki de dünyanın en güzel coğrafyalarından biri
olan Muğla'da 1992 yılında kurulan ve geçen 15 yıl içerisinde sürekli,
kararlı ve saygın adımlarla büyüyen, gelişen ve güçlenen Muğla
Üniversitesinde birlikteliğimizin size, Üniversitemize, Bölgemize,
Ülkemize ve insanlığa olumlu katkılar sağlamasını dilerim.
Sevgili öğrencilerimiz Üniversitemize, Muğla'mıza hoş geldiniz.

2007-2008 Eğitim-Öğretim Yılına başlarken Üniversitemize yeni kayıt
yaptıran 5.262 öğrencimizle birlikte öğrenci sayımız 23.039'a
ulaşmıştır. Hepimizin yüreğinde her yıl yeniden çiçek çiçek açan bütün
öğrencilerimize kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Yeni kayıt yaptıran
öğrencilerimizin yalnızca 742'si (%14) Muğlalı olup, 259 (%5) öğrencimiz
bu yıl İzmir'den gelmektedir. Bu yıl aramıza bütün illerimizden farklı
sayılarda öğrenci katılmıştır. Yeni öğrenci kayıtları Üniversitemizin
ilk kayıt yılı olan 1993-1994 Eğitim-Öğretim Yılında 653 iken, izleyen
yıllarda büyük oranlarda artmıştır. Ancak son yıllarda yeni kayıtlardaki
artış 2004 kayıtlarında %21, 2005 kayıtlarında %14, 2006 kayıtlarında
%11 olarak gerçekleşmiştir. Bu yıl kayıtlarda %4 bir azalma olmuştur.
Buna rağmen her bölümün henüz mezun verecek aşamaya gelmemiş olması ve
mezuniyetlerin önlisans programlarında 2,5 yılın üzerinde ve lisans
programlarında 4,5 yılın üzerinde olması nedeniyle toplam öğrenci
sayımız bu yıl %5,5 artışla 23.039'a ulaşmıştır. Öğrencilerimizin
12.792'si Merkez Yerleşke'de, 4.616'sı Muğla Merkez ilçede ve 5.631'i
Muğla'mızın ilçelerinde eğitim-öğretim görmektedir.
2007-2008 Eğitim-Öğretim Yılına Ülkemiz 115 üniversite ile başlamıştır.
Bunlardan 85'i devlet, 30'u vakıf üniversitesidir. Son 5 yılda, devlet
üniversiteleri 57'den 85'e çıkarken; üniversitelere verilen araştırma
görevlisi kadrosu 4.250'den 2.000'e, yurtdışı lisansüstü kontenjanı
200'den 80'e ve Yükseköğretim bütçesinin Milli Eğitim Bakanlığı
bütçesindeki payı, %25'den %21'e düşürülmüştür . Akademik ve idari
üniversite çalışanlarının ücretleri de oransal olarak azalmıştır.
Cumhuriyetimizin 115 üniversitesinde görev yapan 90 bine yakın öğretim
elemanımızın çoğunluğunun birinci önceliği; gençlerimizi Atamızın manevi
mirası olan “bilim ve akla” sıkı sıkıya sarılarak, onları dogmalardan,
donmuş ve kalıplaşmış kurallardan, boş inançlardan arınmış olarak
yetiştirmektir. Yürüttüğümüz eğitim öğretimle kazandıracağımız bilinç ve
irade; gençlerimizin Atatürk İlke ve Devrimleri ışığında şekillenen
“Atatürkçü Düşünce Sistemi” üzerinde kurulup güçlenen Demokratik ve Laik
Cumhuriyetimizin kazanımlarının ve Tekil Devlet yapımızın korunmasının
güvencesi olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Üniversitelerinin yarışı, ulusal niteliklerimizi
koruyup güçlendirerek, uluslararası alanda kabul görüp, öne çıkma,
“bilgi toplumlarını ve bilgi ekonomilerini” yakalayabilme yarışıdır.
Üniversitelerimiz bütün kısıtlara rağmen “bilgi toplumu” yaratma
yarışında Ülkemizi güvenli ve emin adımlarla geleceğe taşımaktadır.
Ülkemizin Yükseköğretim sistemi Bologna Süreci içindeki
değerlendirmelerde gurur verici bir gelişme göstermektedir. 2005 yılında
5.00 üzerinden 2,00 ortalama ile 45 ülke arasında 33. sırada olan
Ülkemiz, 2007 yılında Bologna ülkeleri ortalaması olan 4.00 üzerine
çıkarak 4,17 ortalama ile 9. sıraya yükselmiştir. Bizlere verilen
sınırlı olanakların sınırlarını zorlayan, Ülkemize bu saygın başarıyı
kazandıran bütün Yükseköğretim çalışanlarını sizlerin huzurunda yürekten
kutluyorum, değerli çalışma arkadaşlarım emeğinize sağlık, yüreğinize
sağlık, sağ olun, var olun.
On beşinci Akademik Yılına başlarken, “genç, dinamik ve nitelikli”
Üniversitemiz , Türkiye'nin “bilgi toplumları” ile olan yarışında,
lisansüstü düzeyde eğitim-öğretim veren iki enstitümüzün kırk anabilim
dalında; lisans düzeyinde eğitim-öğretim veren yedi fakülte ve beş
yüksekokulumuzun 53 bölümünde; ön lisans düzeyinde iki yıllık
eğitim-öğretim veren sekiz meslek yüksekokulumuzun 83 programında, 800'
ü aşan akademik ve 600'e yaklaşan idari personelinin özverili, kararlı,
sürekli ve saygın çabalarıyla 23.039 öğrencimize çağdaş bir alt yapıda,
yetkin bir kadroyla görev yapıyor olmanın haklı gururunu yaşamaktadır.
Mimarlık Fakültemiz 18 Mart 2001 tarihinde, Tıp Fakültemiz ise 13
Haziran 2007 tarihinde kurulmuştur. Ancak her iki Fakültemiz de henüz
faaliyete geçmemiştir. Üniversitemizi, Bölgemizi ve Ülkemizi yüceltecek
ve güçlendirecek “Mimarlık ve Tıp Fakültelerinin” sağlıklı bir biçimde
eğitim öğretime başlayabilmesi için herkesi el ele çalışmaya davet
ediyorum. 
Hedeflerimizden birisi gençlerimizi,
“Ülkemiz ve insanlık için yapması gerekenler konusunda düşünce yapısı
doğru şekillenmiş, geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak bilgi,
beceri, bireysel yetkinlik ve iradeyle donanmış, özgüveni yüksek laik,
demokrat ve erdemli bireyler”
olarak topluma kazandırmaktır.
2007-2008 Eğitim-Öğretim Yılında Fen Bilimleri Enstitümüzün Kimya
Anabilim Dalında ve Sosyal Bilimler Enstitümüzün İşletme Anabilim
Dalında doktora programlarına ilk defa öğrenci kabul ettik.
Üniversitemizin büyümesi nicel olarak yavaşlarken nitel olarak
hızlanmaktadır. Son beş yılda uluslararası kabul gören indekslerdeki
yıllık yayın sayımız hızla artmaktadır. Yurt dışı, yurt içi makaleler ve
kitap sayısındaki artışlar, ulusal ve uluslararası kongre, konferans,
sempozyum, çalıştay, söyleşi yanında sosyal ve kültürel faaliyetlerdeki
kararlı ve nitelikli artış bizleri,
“Bilimsel çalışma, araştırma ve yayınları yanında bireysel
yeterlilikleri de çağdaş toplumların bilim insanları ile yarışan
akademik kadroların öncülüğünde öz değerlerimize sahip çıkarak
eğitim-öğretim ve araştırma yapan uluslararası bir üniversite yaratmak”
hedefimize hızla taşımaktadır.
Ancak uluslararası ölçekte tanınan yeterliliklere ve kalite güvencesine
sahip üniversitelerde yetişen gençler, Ülkemizi bilgi toplumu yarışında
öne çıkarabilirler. Bilgi toplumunda temel ölçü, insan kaynaklarının
değeridir ve bu değer ülkelerin gelişmesinin belirleyicisidir.
Üniversitelere yüklenen görev; yöresel, ulusal ve küresel boyutlarda
toplumların sosyal ve ekonomik refahını yükseltmek için sanatı, bilgiyi,
teknolojiyi üretme, uygulama, yaygınlaştırmanın yanında denetlemektir.
Üniversitelerimize verilen bu onurlu ve zorlu görevler yerine
getirilirken, üniversitelerin çalışma alanları sınırlanamaz. Ülkemizle
ilgili her konu bizim işimizdir ve işimiz olmaya devam edecektir.
Uluslararası yarışta “bilgi toplumu ve bilgi ekonomisini” yaratacak
olan, Türk Üniversitelerinin öğrencileridir. Bilgi toplumunda, bir
alanda belli bir düzeyde mesleki bilgi ve beceriye sahip olmak başarı
için artık yeterli olmamaktadır. Bireylerden, küresel ölçekte bilgiye
hızlı ulaşabilme, bilgiyi çözümleyebilme, sürekli olarak kendini
yenileyebilme yeterlilikleri beklenmektedir. Bunların yanında bireylere
kazandırılıp ölçülmesi istenen yeterlilikler içerisine; bireyin mesleği
ne olursa olsun, ülkesinin anadilini, Ülkemiz için Cumhuriyetin
Anadilini kullanabilme düzeyi, sosyalleşebilme ve vatandaşlık bilinci,
yabancı dilleri kullanabilme düzeyi, matematik bilgisi, bilim ve
teknolojiyi algılama düzeyi, bilgisayar okur yazarlık düzeyi, öğrenmeyi
öğrenme yeteneği, girişimcilik ve inisiyatif kullanabilmesi, takım
çalışmasına yatkınlığı, kültürel bilinç ve kendini anlatabilme yeteneği
de katılmıştır. Ulusal ve uluslararası ölçekte yarış hızlanmaktadır,
yarışı kazanacak olanlar çoklu beceriye sahip olanlar ve yaşam boyu
öğrenmeyi, gelişmeyi ve değişmeyi başarabilenler olacaktır.
Özetle, hurafelerden ve dogmalardan arındırılmış bilginin, evrensel
ölçütlerde ve demokratik bir ortamda aktarıldığı eğitim-öğretimle,
bireylerin “kendi aklını başkasının kılavuzluğuna gerek duymadan
kullanmasını” sağlayabilen toplumlar öne çıkıp hızla gelişmektedir.
Bireyin ve toplumun aydınlanması için Immanuel Kant'ın yaptığı “kendi
aklını başkasının kılavuzluğuna gerek duymadan kullanması” tanımı modern
toplumların özünü oluşturmaktadır.

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Ülkemiz üniversitelerinde de
bilimsel gelişmeye dayalı bilginin ve aklın üstünlüğü ile laiklik
kavramlarını temel ilke olarak alan modernitenin karşısına, ilkeleri yok
sayan post-modern bir öğreti, bir grup tarafından canlandırılmaya
çalışılmaktadır. Post-modern öğretinin savunucuları, bilimsel düşünce ve
yöntemlere dayalı kavramları zayıflatıp, gözlenemeyen, denenemeyen,
ölçülemeyen verilere dayalı sanal kavramlar etrafında kavramlar
geliştirmektedirler.
Üniversitelere ve üniversitelerde üretilen, dağıtılan ve uygulanan
bilgi, beceri ve yetkinliklere hangi pencereden bakarsak bakalım, bütün
gelişimlerde üniversitelerin tarihinden gelen, insanlığa mal olmuş özel
kültürünü korumak ve sürdürmek her zaman önde tutulmalıdır. “Üniversite
Kurumunun Kültürel Nitelikleri” evrenseldir ve hepimizin koruması
gereken insanlığın kültürel miraslarından birisidir! Üniversite kültürü
içerisinde en önemli iki taşıyıcı sütun, akademik özgürlük ve
özerkliktir. Bu iki kavram uluslararası ölçeklerde fakat ulusal
gerçeklerimiz içerisinde anlaşılıp, değerlendirilip yaşanmalıdır.
Ülkemizin bölünmez bütünlüğünün ve Devletimizin tekil yapısının, laik
demokrat ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin
niteliklerinin kazanımları olan kavram ve kurumların, akademik özgürlük
ve özerklik arkasına saklanarak, a ydınlanma karşıtı post-modern
yaklaşımın ürünü olan ilkelerden ve bilimsellikten ödün veren inanca
dayalı bir öğreti ile güçsüz kılınmasına Cumhuriyetin Üniversitelerinde
izin verilemez.
Sayın Valim, Değerli Konuklar,
Üniversitelerin bilgi toplumu yaratma yolunda yürüttükleri
eğitim-öğretim ve araştırmaların çağdaşları ile yarışabilmesi yanında
bir de ürettikleri kamu hizmeti vardır. Ülkemizin her köşesinde
yaygınlaşan üniversitelerin amacı; varlıklarında barındırdıkları
evrensel niteliklerin yerel değişimlere doğru yönde katkı sağlamasıdır.
Ayrıca yerel ölçekte sunacakları kamusal hizmetlerle bölgesel kalkınmayı
hızlandırmaları beklenmektedir. Üniversiteler bir taraftan kamunun artan
beklentileri, diğer taraftan azalan kamu kaynakları arasında
sıkıştırılmış olmalarına karşın, eğitim ve öğretimi, araştırmayı ve kamu
hizmetleri üreten sosyal fonksiyonlarını etkin bir biçimde yerine
getirmeyi başarmaktadır, başarmaya devam edecektir.
Buradaki başarının ardında toplumun üniversitelere olan güveni
bulunmaktadır. 2001, 2004 ve 2006 yıllarında yapılan üç ayrı araştırmada
Üniversitelerimiz toplumun güven duyduğu kurumlar arasında üst sıralarda
yerini almıştır. Bu sonuç göstermektedir ki toplumumuz, her alanda ve
her tartışmada üniversitelerimizin öncülük etmesini beklemektedir. Türk
Üniversiteleri toplumumuzun beklentilerini en iyi şekilde karşılayacak
yetkinliğe ve evrensel anlayışa sahip olup, bütün sınırlama çabalarına
karşın zorlu ama onurlu görevini en etkin bir biçimde sürdürmeye devam
edecektir.
Sayın Valim, Değerli Konuklar,
Muğla Üniversitesi öğrencileri, çalışanları ve bir “Üniversite Şehrinde”
yaşama ayrıcalığının keyfini çıkaran bütün Muğlalılar, Üniversitemizin
sahip olduğu çağdaş altyapı üzerinde verilen eğitim öğretim ve
gerçekleşen sosyal ve sportif etkinliklerle gurur duymaktadır.
1992 yılında, bugünkü Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
binasında başlayan Üniversitemizin sahip olduğu altyapı, göz kamaştırıcı
bir biçimde gelişmektedir. Üniversitemizin ilk on yılındaki yönetimin
doğru kararları doğru bir biçimde ve doğru zamanda uygulamada
gösterdikleri başarı için yönetim kademelerinde emeği geçen herkese
Üniversitemiz adına şükranlarımı sunuyorum. Türkiye'nin en büyük eğitim
gönüllülerinden, büyük insan Sayın Sıtkı Koçman ve Koçman Ailesinin
Üniversitemizle 1999 yılında başlayan gönül bağı, “Sıtkı Koçman Vakfı”
ile sürdürülmektedir. Koçmanların cömert yaklaşımıyla 1999 ve 2002
yılları arasında her yıl ortalama 10 milyon dolarlık bağış ile yaklaşık
40 milyon dolar karşılığı 85.000m 2 kapalı alan, derslik, laboratuvar,
sosyal tesis ve lojman olarak Fethiye'den Milas'a kadar Üniversitemize
kazandırılmıştır. Koçmanların gönül köprüsünden Üniversitemize akan
maddi destekle kazandığımız altyapı fiziksel bir kazanım olmanın ötesine
geçerek Üniversitemize, öğrencilerimize ve çalışanlarımıza büyük bir
özgüven sağlamıştır. Bizlere bu duyguyu yaşatan Üniversitemizin hamisi
büyük insan Sayın Sıtkı Koçman'ı, değerli eşleri Sayın Mefharet Koçman'ı
ve kıymetli oğulları Sayın Ali Koçman'ı huzurlarınızda minnetle anıyor,
Tanrı'dan rahmet diliyorum. Koçman Ailesinin yaşayan bütün fertlerinin
ve Koçman Ailesi ile Üniversitemiz arasında köprü olan Sıtkı Koçman
Vakfında görev yapan herkesin Üniversitemizle olan gönül bağlarının
güçlenerek büyümesini diliyorum. Üniversitemize gönlünü vermiş, rahmetle
andığımız büyük insan Sayın Sıtkı Koçman, Koçman Ailesi ve Sıtkı Koçman
Vakfı ile birlikte diğer eğitim gönüllülerimiz Sayın Kazım YILMAZ, Sayın
Şehbal BAYDUR, Sayın Mukaddes UYSAL ve yürekleri bizimle olan eğitim
gönüllülerine Muğla Üniversitesi ve Türk Yükseköğretimi adına teşekkür
ediyorum. 
Rektörlük görevini yürüttüğüm son beş yılda Koçman Ailesinin altyapı
gelişiminde verdiği desteğin tamamen kesintiye uğramış olmasına karşın,
Üniversitemizin fiziki gelişmesi çoğunlukla devlet kaynakları ile gurur
verici bir biçimde hızını kaybetmeden devam etmektedir. Son beş yıl
içerisinde Üniversitemizin sahip olduğu arazi %56 artarak 2700 dönümden
4400 dönüme ulaşmıştır. 2002 yılında 85.000 m 2' si Sayın Sıtkı Koçman
ve Ailesi tarafından ve 33.000 m 2 'si yurt binası olarak Üniversitemize
kazandırılan toplam 178.000 m 2' lik kapalı alan, son dört yıldaki
kazanımlarla 225.000 m 2' yi geçmiştir.
Muğla'nın Üniversite ile kucaklaştığı yıl olan 1992'den bu yana gurur
duyduğumuz bu altyapıda bugün sayıları 23.039'a ulaşan gencimize
eğitim-öğretim verme çabamız bütün Muğlalılar tarafından güçlü bir
biçimde desteklenmektedir. Yalnızca %15'i Muğlalı olan öğrencilerimiz,
Muğla'da üniversite öğrencisi olmayı tatmanın yanında, yeni bir
coğrafya, yeni bir kültür ve yeni bir sosyal yapıyı da tanıyıp,
etkileşim içine girmektedirler. Bölgesinden, evinden, ailesinden ve
alışkanlıklarından ayrılan gençlerimizin üniversitede dağarcıklarına
sığdırabildikleri yanında, yerelle olan etkileşimleri bireysel
gelişimlerinde büyük önem taşımaktadır. Gençlerimizin sevgi ve güven
ortamında eğitim öğretim görerek, çağdaş ve sağlıklı ilişkiler için
gerekli ortamları sağlamak yönünde yerel yönetimlere ve Muğla'da yaşayan
bizlere önemli görevler düşmektedir. Bizlerle beraber Muğla'da görev
yapan ve yaşayan herkes gençlerimizi kendi evlatları gibi bağrına basıp
onlara bir yuva sıcaklığını ve güvenini sunmak için çaba göstermektedir.
Bunun sağlanabilmesi için Üniversitemiz Fethiye'den Bodrum'a bütün yerel
yönetimler, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve yerel
halkla sıkı bir iş birliği içerisindedir. Bu alanda bize destek veren
herkese teşekkür ediyorum.
Sevgili Öğrenciler,
Öğrenci Seçme Sınavı gibi zorlu ve bütün aşamaları tartışılan bir sınavı
başararak aramıza katıldınız. Sizi ve sizinle birlikte uzun soluklu bir
hazırlık dönemini paylaşan ailelerinizi yürekten kutluyorum. Dileğim
sizlerin çalışma temponuzun ve ailenizin sizin çalışmanıza gösterdiği
yakın ilgi ve desteğin üniversite kapısının bu tarafında azalmamasıdır.
Daha önceki yıllarda aramıza katılan sevgili öğrencilerimizle yeniden
bir araya gelmenin heyecan ve sevinci ile onlara yeniden hoş geldiniz
diyorum.
Yukarıda gururla söz ettiğimiz altyapıda huzur dolu çağdaş ve sevecen
insanların yaşadığı Üniversite kenti Muğla'da yaşamanın yanında size
çağı ile yarışan bir eğitim-öğretim anlayışı ve programı sunma çabamız
aralıksız devam etmektedir. Yükseköğretimde ulusal ve uluslararası
ölçekte ülkelerin önüne koyduğu yeni hedefler yükseköğretim
sistemlerinde kurumsal ve ulusal boyutlarda önemli değişimlere neden
olmuştur. Bologna Süreci'ne üye ülkelerin yükseköğretime yaklaşımları
hızla değişirken, bağımsız fakat uyumlu ve bütün üye ülkelerce kabul
gören sistemler oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Avrupa ülkelerinde 2010 yılında tamamlanması öngörülen Avrupa
Yükseköğretim Alanı ve Avrupa Araştırma Alanı içerisindeki
birleştirilmiş çabaların hedefi dünya ile rekabet gücünü artırmaktır. Bu
süreçte eğitim-öğretimin toplumlardaki rolünün yanı sıra doğası da
yeniden sorgulanmaktadır. Ülkemizde olduğu gibi, birçok ülkede uygulanan
geleneksel yaklaşımda sistem, öğretenler (öğretmenler) tarafından
eğitim-öğretimin her kademesi için tanımlanan üniteler, modüller ve
bunların kapsadığı dersler ve derslerin içerikleri ile belirlenmiş
“öğrenim girdileri” üzerine kurulmuştur. 21. yüzyılda eğitim-öğretimde
yaşanan kültür değişimi ile öğrencinin kazandıkları ve öğrenmenin özü
ile ilgili olan “öğrenim çıktıları” , her kademe sonunda verilen
dereceler için ana belirleyiciler olarak görülmektedir.
Öğrenim çıktıları, ö ğrenim sürecinin tamamlanmasının ardından
öğrencinin ne bileceğini, ne kavrayabileceğini ve ne yapabileceğini
ifade eden göstergelerdir. Öğrenim çıktıları öğrenci odaklı olup,
öğretimin amacını değil, öğrencinin öğrenme başarısını ifade eder.
Öğrenim çıktılarına dayanan yaklaşımla, eğitim-öğretimin ve sonucunda
kazanılan diplomaların, öğrenciler, öğretenler, işverenler ve toplumdaki
bütün paydaşlar tarafından daha kolay anlaşılabilir ve ölçülebilir
olacağı düşünülmektedir.
Bu kültürel değişim, eğitim-öğretimde program geliştirmeden başlayarak,
öğretim süreçleri, öğrenim çıktılarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi,
verilen dereceler için gerekli yeterliliklerin tanımlanması, kalite
güvencesi ve ilgili tüm konulardaki kavram ve işlemlerin yeniden ele
alınmasını gerektirmektedir.
Yükseköğretimde öğrenim çıktıları ile oluşturulan bir örgü olan “
Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi (YYÇ) ”, yükseköğretimde kurumsal,
ulusal ve uluslararası ölçeklerde güçlü, dinamik, uyumlu, saydam ve
rekabet gücü yüksek bir sistemi oluşturmayı hedeflemektedir. Bu çerçeve
içinde t anımlanan yeterliliğe sahip olmaya hak kazanan bireylerin, yani
mezunlarımızın, demokratik toplumlarda aktif yurttaş olarak yerini
alması ve yeterliliğin tanımlandığı meslekler için ulusal ve
uluslararası ölçekte yarışabilecek donanımlara sahip olması
hedeflenmektedir.
Türk Yükseköğretimi için “Ulusal Yeterlilikler Çerçevesi”nin
oluşturulması ve uygulanmasını yürütmek üzere YÖK'te kurulan komisyon
başkanlığı görevi şahsıma verilmiştir. Ülkemiz yükseköğretimini Avrupa
Yeterlilikler Çerçevesine uyumlu hale dönüştürmek için sizlerin desteği
ile bütün gücümle çalışmaktayım. Bu çalışmaların kapsamı içerisinde
Üniversitelerimizin Rektörlerinin katıldığı bir bilgilendirme toplantısı
27 Nisan 2007'de Üniversitemizde gerçekleştirilmiş olup, YÖK
temsilcilerinin ve Ülkemiz üniversitelerinin tamamının katılacağı,
Avrupa Konseyinden beş uzmanın bizleri bilgilendireceği ikinci toplantı
27-28 Eylül 2007 tarihlerinde yine Üniversitemizde
gerçekleştirilecektir.
Avrupa Birliği raporları, insan kaynaklarının rekabetçi gücünün,
istihdamının ve hareketliliğinin artırılabilmesinin yüksek nitelikli
mesleki eğitim-öğretimin geliştirilmesi ile gerçekleşebileceğini
vurgulamaktadır. Buna bağlı olarak Üniversitemizin ulusal ve
uluslararası ölçekte yükseköğretim kurumları ve çeşitli araştırma
geliştirme faaliyeti yapan kurum ve kuruluşlarla bilimsel, akademik,
sosyal ve kültürel alanlarda güçlü ilişkilerin sağlanması ve
sürdürülmesine yönelik çabaları artarak güçlenmektedir.
Avrupa Eğitim ve Araştırma Alanları ile bütünleşmek yolunda gereken
bütün adımlar atılmaktadır. Avrupa Birliğinin yükseköğretim alanındaki
etkinliklerine katılabilmek için gereken Erasmus Üniversite Beyannamesi
Üniversitemize 2004 yılında kazandırılmıştır. Ulusal Ajans ile birlikte
yapılan çalışmalar sonucu 2006–2007 Erasmus Sözleşmesi'nde verilen
toplam hibe 120.000 Euro olarak gerçekleşmiştir. Polonya, Hollanda,
Belçika, Macaristan, Portekiz, Fransa, Finlandiya, İtalya Avusturya, Çek
Cumhuriyeti, Almanya ve Slovakya ile değişim programlarına sadece bu yıl
içinde 55 öğrencimiz ve 7 öğretim elemanımız katılmıştır.
Öğrencilerimizin daha büyük bir bölümünü uluslararası değişim
programlarına katılmış olarak mezun etmek hedeflerimiz arasındadır.
Değişim programı içerisinde Almanya, Fransa, Macaristan ve Polonya'dan
16 öğrenci ve 4 öğretim elemanı Üniversitemize gelmiştir. Öğrenci ve
öğretim elemanı profili ile “Uluslararası Bir Üniversite” olma yolunda
kararlı adımlarla yürümekteyiz.
Socrates-Erasmus Programı 2. dönemi 2007 yılında sona ermektedir.
2007-2013 yılları arasını kapsayan ve 7 milyar dolar bütçeli Avrupa
Birliğinin “Yaşam Boyu Öğrenme Programı (LLP)”na katılabilmek için
gerekli olan “Genişletilmiş Erasmus Üniversite Beyannamesi” başvurumuz
Haziran 2007'de kabul edilmiştir. Yeni dönemde pastadan daha büyük pay
almak için hep birlikte daha büyük çaba göstereceğimize ve
başaracağımıza olan inancım tamdır.
Üniversitemizin altyapı, insan kaynakları ve uluslararası ilişkilerde
ulaştığı düzey yanında uyguladığı politikalar da bütün çalışanlarımızı
ve öğrencilerimizi önemli ölçüde yüreklendirmiş olup, bilimde, sanatta
ve sporda önemli başarılar kazanılmıştır. Devlet tarafından desteklenen
bilimsel araştırma projesi sayımız 150'yi aşarken, bu projelere sağlanan
destek 3 milyon YTL'ye ulaşmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı tarafından
desteklenen Teknolojik Araştırma Projelerine sağlanan kaynak 3,5 milyon
YTL'ye yaklaşırken TÜBİTAK destekli projelerimiz 30 olup, toplam bütçesi
1 milyon YTL civarındadır. Avrupa Birliği ile yürütülen projelerimize
sağlanan destek 1,5 milyon Euro'yu aşmıştır.
Özetlenirse, Üniversitemiz “Bilginin ve Teknolojinin Üretildiği
Üniversite” olma yolunda kararlı ve güçlü adımlarla yürümektedir. Bu
yönde atılan büyük adımlardan birisi olan “ Araştırma Laboratuvarları
Merkezi Projesi ” için laboratuvar binalarının projesi tamamlanmış olup,
ihale işlemleri devam etmektedir. Toplam bütçesi 32 milyon dolar olarak
öngörülen projede, ortak hizmet laboratuvarı, akredite uygunluk
laboratuvarı, araştırma laboratuvarları binaları ve destek binalarının
temellerini 2007 sonundan önce atmayı planlamaktayız. Araştırma
laboratuvarlarının enerji, malzeme bilimi, biyoteknoloji, nanoteknoloji,
su ürünleri tematik alanlarında yoğunlaşması öngörülmektedir. Bu
laboratuvarların çalışmaya başlaması ile vermekte olduğumuz
eğitim-öğretimin saygınlığının daha da yüceleceğine inanmaktayız. Bu
gelişmede emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
İnsan kaynaklarımızın ulusal ve uluslararası ölçekte artan hareketliliği
ve kurulan ulusal ve uluslararası ortaklıklar Üniversitemiz öğretim
elemanlarının yaptığı yayınların sayısını hızla artırmıştır. 2002
yılında yurt içi makale sayımız 100 civarında iken son yıllarda bu sayı
yılda 300 makalenin üzerine çıkmıştır. Uluslararası SCI'e giren
dergilerde çıkan yayın sayımız 2002'de yılda 40 civarında iken, bu sayı
son yıllarda yılda 100 civarında seyretmektedir. 2006 yılında Muğla
Üniversitesi ismini taşıyan bildiri, ulusal ve uluslararası bildiri,
makale ve kitaplardan oluşan yayınlarımızın sayısı bine yaklaşmıştır.
Ulusal değerlerini yücelten, uluslararası bir üniversite yaratma yolunda
kaydettiğimiz başarının gerçek sahibi çalışma arkadaşlarıma nice binlere
doğru dileklerimle. Bütün çalışma arkadaşlarıma Üniversitem adına, Muğla
adına ve Türk yükseköğretimi adına huzurlarınızda yürekten teşekkür
ediyor, üretebilmenin gereği olan iş birliği ve huzur duygusunun
yüreklerimizden eksik olmamasını diliyorum.
Üniversitemizin ulusal ve uluslararası tanınabilmesi süreci içerisinde
yapılması gerekli olan “Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme”
çalışmalarımız aralıksız sürmektedir. Bu çalışmaların yol
göstericiliğinde Üniversitemiz 5018 Sayılı Yasa gereği Stratejik
Planlarını hazırlamaktadır. Bu kapsamda Üniversitemizin 2006 yılı
Kurumsal Özdeğerlendirmesi tamamlanmış, 2007 yılı stratejik planı
hazırlanmıştır.
Sayın Valim, Değerli Konuklar,
Ortak çalışmaların filizlendiği, bilginin ve birikimin harmanlandığı,
kongre, sempozyum, panel, çalıştay ve konferansların Üniversitemizde
düzenlenmesi ya da düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinliklere
katılım sağlanması için elimizdeki bütün kaynakları seferber etmekteyiz.
2007 yılında çalışma arkadaşlarımın Üniversitemizde gerçekleştirdikleri
bilimsel ve sosyal faaliyet sayısı 400'ü aşmıştır. Gurur verici boyutta
artan faaliyetlerimize katılan Türk ve yabancı bilim insanlarının
sayıları on binlerle ifade edilmektedir. Gerçekleşen bu etkinlikler,
geleceğin “Kongreler Kenti” olacak Üniversite Kenti Muğla'nın bu yöndeki
yol haritasında önemli göstergelerdir; ilk kilometre taşının belirgin
bir işaretidir.
Muğla Üniversitesinin sayıları bindörtyüze ulaşan çalışanları, bütün
sınırlamalara ve kısıtlamalara karşın omuzlarımızdaki onurlu görevin
sorumluluğu, bilinci ve heyecanı ile çalışmaktadırlar. Yarınlarımızın
belirleyicisi gençlerimizin, evrensel etik değerler ve ortak aklın
doğruları ışığında, Ülkemizi kararlı, saygın ve sürekli bir gelişme
çizgisine taşımalarını sağlayacak bilgi, beceri ve bireysel yeterlilikle
birlikte gerekli iradeyi de aktarabilme gücü koşullar ne olursa olsun
eksilmeyecektir. Bu onurlu görevi yerine getirirken el ele, omuz omuza
bir takım ruhu içerisinde, Ülkemizin aydınlık geleceği için, bir
zincirin güçlü halkaları gibi birbirimize destek verdiğimiz bütün
çalışma arkadaşlarıma hepinizin huzurunda teşekkür eder, başarılarımızın
devamının bu zincirin gücüyle ölçüldüğünü iletmek isterim.
Geleceğimizin Güvencesi Sevgili Genç Arkadaşlarım,

Sizlerden, bilimde, sanatta, sporda bilgi toplumları ile yarışabilen ve
onların önüne geçebilen daha çağdaş, daha ileri ve gelişmiş Türkiye'yi
yaratma hedefiyle çalışmanızı ve başarmanızı bekliyoruz. En genç
asistanımızdan, Üniversiteye ömrünü vermiş hocamıza, göreve yeni
başlamış idari personelimizden en kıdemli idari personelimize kadar
sizin bunu başarabilmeniz ve gerekli olan bilgi, beceri ve yetkinlikle
donanmanız için heyecan ve özveri ile hazırlandık. Omuzlarımızdaki büyük
ve onurlu görevin bilincinde olarak işimizi bir önceki yıldan daha iyi
yapma çabasındayız. Ancak, bütün çabaları etkisiz kılabilecek öğe iç
huzurun bozulmasıdır. Bu öğe uzun süredir Ülkemiz üzerine karabasan gibi
çökmüştür, çöktürülmüştür. Önce sağ-sol çatışması, daha sonra etnik ve
dinsel temelli bölücü akımlar nedeniyle çıkarılan huzursuzluklar
Ülkemizin gelişmesini önemli ölçüde engellemiştir. Bu bölücü akımlar
nedeniyle ortaya çıkan kardeş kavgaları Ülkemizin gelişmesi için
faydalanacağı insan kaynaklarını, enerjisini, maddi ve manevi varlığını
kemirmiştir ve halen kemirmeye devam etmektedir.
Son dönemde tırmanan terör, asker-sivil çok sayıda vatandaşımızın canına
ve malına kastederek Cumhuriyetimizi, “birliğimizi ve dirliğimizi”
zafiyete uğratma çabası içindedir. Vatani görevini yaparken Şırnak'ta 23
Nisan 2007 tarihinde Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğüne
kasteden terörist güçlerle girilen bir çatışmada şehit verdiğimiz 2006
yılı İİBF İşletme Bölümü mezunlarımızdan 1982 Samsun doğumlu Metehan
ATMACA'yı burada bir kere daha anarken, Muğla Üniversitesinin bütün
çalışanları ve öğrencileri adına, Muğla adına, Ülkem adına ve insanlık
adına terörü ve teröre destek veren içerdeki ve dışarıdaki bütün güçleri
lanetliyorum. Üniversitemiz Merkez Yerleşkesinde oluşturulmasına karar
verilen “ Şehit Asteğmen Metehan ATMACA Fidanlığı” için ağaç dikimleri
Ekim ayı içinde gerçekleştirilecektir. Bu fidanlıkta herkesi teröre
karşı bir fidan dikmeye davet ediyorum.
Sevgili Gençler,
Üniversitemizin var oluşunun merkezinde sizler varsınız. Sizlere
aktarmaya çalıştığımız bütün değerleri sevgiyle, saygıyla
bütünleştirmeyi hedefliyoruz. Yüreğiniz, sevgi ve güvenle güçlendikçe
ileriye doğru kararlı, sürekli ve saygın adımları, hem kendiniz, hem
çevreniz, hem de Ülkemiz için gerçekleştireceğinize inancımız tamdır.
Muğla Üniversitemizde geçireceğiniz, “Üniversite Öğrenciliği” döneminde
kazanacağınız bilgi, beceri ve yetkinlikler Ülkemizin geleceğinin yapı
taşları olacaktır. Sizlerin donanımı ile bilgi toplumuna doğru
katedeceğimiz yolda önümüzü açacak en temel gereklilik, kargaşadan ve
çekişmelerden arınmış, uzlaşmayla güçlenecek, huzurlu, güven duyulan bir
sosyal yapıdır. Bunun oluşmasında hepimize ve özellikle gençlerimize
önemli görevler düşmektedir. Ülkemizin geleceği sizlersiniz. Hedefiniz,
bilgi toplumunu ve bilgi ekonomisini oluşturmuş çağdaş bir Türkiye'dir.
Özgür ve bilimsel düşünme gücüne sahip, evrensel değerler ile birlikte
toplumumuzun değerlerini de tanıyan, yücelten, çalışmayı ve başarmayı
seven, başarıları ile gurur duyan; girişimci ve yaratıcı, aklı her şeyin
önüne koyan, laik, demokrat ve erdemli bireyler olarak, Ülkemizin tekil
yapısına, Atatürk İlke ve Devrimlerinin ışığında Cumhuriyetimizin
kazanımlarına, Atatürkçü Düşünce Sistemi içerisinde sonsuza kadar sahip
çıkıp onları yücelteceğinize inancımız tamdır.
Sevgili Çalışma Arkadaşlarım, 
On beşinci akademik açılışını gerçekleştiren genç, dinamik, nitelikli
Muğla Üniversitemizi bugüne beraber taşıdık. Bizler bilgiyi sevgiyle
yoğurup bilgeliğe ulaşma yolunda bir çaba içindeyiz. Bizler çağımızın en
büyük projelerinden birisi olan Demokratik, Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin
en önemli kazanımlarından olan Türk Yükseköğretiminin omurgalarıyız.
Sağlıklı kalmasında zorunluluk olan bu omurgada oluşacak en küçük
bozukluk önce üniversitelerimizin, ardından da Ülkemizin duruşunu tedavi
edilmesi güç bir şekilde bozabilir. Omurgamızın sağlıklı kalması, ancak
ortak aklın örgütlü beraberliğinde, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal'in
gösterdiği aydınlık yolda Atatürk İlke ve Devrimlerine bağlı kalarak
sağlanabilir. Bugün Ülkemizde yaygınlaştırılmak istenen dogmalara dayalı
düşünce sistemlerini, Atatürkçü düşünce sistemi içerisinde demokratik
yollarla güçsüz kılacak öğretiyi aktarma ve güçlendirme görevimizi bir
kez daha vurgulamak istiyorum!
Bizler, kuruluşundan bu yana demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan
Türkiye Cumhuriyetinin ve Cumhuriyetin kazanımlarının, tekil yapımızın
koruyucusu olma yönünde güven vermiş genç Muğla Üniversitesinin
çalışanlarıyız ve bütün öğrencilerimizin aynı inancı paylaşmasının
sağlanması için bütün gücümüzle çalışmalıyız. Bu inancın güvencesi
öğrencilerimizi çok boyutlu düşünebilen, özgür ve bilimsel düşünme
gücüne sahip, laik, demokrat ve erdemli bir birey olarak yetiştirmektir.
Bu görevi en iyi şekilde yapacağımıza olan inancım tamdır.
Öğrencilerimize çağdaş evrensel ilkeleri benimseterek, alanınızdaki en
yüksek bilgi beceri ve yetkinliği aktarmada, onların maddi ve manevi her
türlü zorluğu göğüslemelerinde destek olmanızdan ve onları hayata
hazırlamada gösterdiğiniz özverili çabalarınızdan dolayı sizleri
yürekten kutluyorum. Öğrencilerimiz sizleri sevgi ve saygı ile
yüreklerinde taşımaktadırlar. Bütün kısıtlara rağmen başarımızın
ardında, aydınlık yüzlü Ülkemize aydınlık yüzlü gençleri kazandırma
yolundaki idealizm vardır. Yüreğinizden bu duygular eksik olmasın. Sağ
olun, var olun.
Bizler Üniversitemizi, öğrencilerimizi, birbirimizi, yaşadığımız
coğrafyayı ve orada yaşayanları seviyoruz, sayıyoruz, el ele çalışmayı
seviyoruz, başarmayı seviyoruz, başarılarımızla gurur duymayı seviyoruz.
Yeni eğitim öğretim yılında da güçlenerek büyüyecek bu sevgi, saygı,
başarı ve güven çemberleri için şimdiden hepinizi kutluyor, teşekkür
ediyorum.
Sayın Valim, Değerli Konuklar,

Üniversitemizin yakaladığı başarıyı, sürekli kılabilme amacı ile
attığımız her adımda bir zincirin güçlü halkaları gibi biri birimizi
desteklemekteyiz. Bu zincirin her bir halkasında görev yapan başta
Rektör Yardımcılarımıza; Fakülte Dekanlarımızın, Enstitü Müdürlerimizin,
Yüksekokul ve Meslek Yüksekokulu Müdürlerimizin adında birimlerimizdeki
tüm çalışma arkadaşlarıma; Genel Sekreterimizin adında Genel
Sekreterlikteki bütün çalışma arkadaşlarıma; Daire Başkanlarımızın
adında bütün Dairelerde çalışan arkadaşlarımıza; Özel Kalemde görev
yapan fedakâr insanlara; Sıtkı Koçman Vakfı ve çalışanlarına, desteğini
ve Üniversitemize olan gönül bağlarını her zaman hissettiğimiz başta siz
Valimiz olmak üzere bütün yerel yönetici ve bürokratlara,
Üniversitemizin tanıtılması ve yüceltilmesi yönündeki gayretleri için
ulusal ve yerel medyanın bütün çalışanlarına, sivil toplum ve meslek
kuruluşlarına, bütün öğrencilerimize ve Üniversitemize destek olan
hayırsever insanlara, üniversite şehrinde yaşamanın ayrıcalığının
keyfini çıkaran bütün Muğlalılara; bu yoğun tempoda gösterdikleri
anlayış destek ve fedakârlık için sevgili eşim ve oğullarıma sizlerin
önünde teşekkürü borç biliyorum.
Destekleriniz, başarımızın sürekliliğinin garantisidir. Sağ olun.
Duygu yüklü bu onurlu günümüzde bizlere güç verdiniz, çalışanları ve
öğrencileri ile birlikte Muğla Üniversitesi ailem adına sizlere saygı ve
şükranlarımı sunuyor; 2007-2008 Eğitim-Öğretim Yılının Üniversitemize,
Muğla'ya, Türkiye'ye ve insanlığa olumlu katkılar yapmasını diliyorum.
Sağ olun, var olun.
24. Eylül 2007 Prof.Dr. Şener OKTİK
Muğla Üniversitesi Rektörü
 |